Kül Olmak

Ormanlar, içerisinde sayılamayacak kadar çok canlıyı barındıran ve gezegenimizin akciğerleri olan ağaçların oluşturduğu büyük bir ekosistemdir. Ormanların yıkımı ise, sayısız canlı türlerinin yok olması demektir. Bir canlı türünün yok olması, onların avcılarını veya onlardan faydalanan diğer türleri de tehdit etmektedir. Çünkü her canlı bir zincirle birbirine bağlıdır ve bu zincirin bir kısmı bozulursa tüm zincir yaşam mücadelesine dahil olmak zorunda kalır.

İnsanlığın son 300.000 yıldır var olduğunu ve son birkaç yıldır da yaşam alanları ile ormanların iç içe girmiş olduğunu düşündüğümüzde, en fazla bu kadar süredir ateşe hükmeden bir canlı türü olduğumuz ortaya çıkar. Her yaşam alanımızda, sürdürülebilirliği değil de doğamızı harap etmeyi tercih ettiğimiz için son zamanlarda ateşin bize hükmetmesine şaşırmamak gerekir. Aslında ormanlar ateşle barışıktır. Ormanların doğasında “yanarak yok olmak” gerçeği yatar. Her şeyin bir yaşam döngüsü olduğu gibi, ormanlar da yeniden yeşererek doğması ve kül olarak yok olması ile bir döngü içerisindedir. Örneğin Akdeniz Ormanları 50 yılda bir tamamen yanarak küle dönüşürler. Çünkü ölüm ve yeniden doğmak olguları gerçekleşmediğinde, kulağa inanılmaz gelecek ama, ormanın yaşam döngüsü bozulur ve hatta ormandaki bazı ağaç türleri yok olma tehdidiyle yüzleşir. Ormanlarımızın yaşaması için yangına ihtiyaç duymaları doğal bir sebep olsa da, dışardan bir güç ile küle dönmeleri onların tüm dengesini bozar ve toparlanması zorlu bir süreci beraberinde getirir. Yaşatma gücüne sahip olan tek gezegende, tüm canlılar ve ekosistemler ile iç içe yaşayan ve en vahşi ırk olan bizler; değiştirdiğimiz iklimin, toprağa attığımız evsel atıkların, arıtmadan alıcı ortama fütursuzca deşarj ettiğimiz atıksuların, düşünmeden havaya saldığımız sera gazlarının doğamız için işkence olduğunu anlayabilseydik, şuanda doğamız ile savaş halinde olmamış olurduk. Ne ormanlarımızın yaşam döngüsü bozulur, ne denizlerimiz müsilaj kusmaya başlar ne de 29 Temmuz 2021 günü “Dünya Limit Aşım Günü” ilan edilirdi.

Peki Değiştirdiğimiz İklim, Ormanları Nasıl Küle Çevirir?

İklim değişimine bağlı olarak atmosferik konvektif sistemler güçlenmekte ve fırtına oluşumu kolaylaşmaktadır. Bu nedenle daha yoğun yağışlar yaşansa da, bu yağışlar yeterli bir alanı ıslatana kadar yangınları tetikleyici yıldırım olaylarına da sebep olabilmektedir. Ayrıca her fırtına, başladığı noktada yağış bırakmadığı için, bir başka alana yağmur bırakan fırtınalar, farklı coğrafyalardaki ormanları yıldırımlar yoluyla ateşe verebilmektedir.

Tek Bir İnsan Kaç Ağaca İhtiyaç Duyar?

Yetişkin bir çınar ağacı yaklaşık 12 metre uzunluğundadır. Kök ve yaprakları dahil, 2 ton civarında kütleye sahiptir. Eğer her yıl %5 uzayacak olursa, yılda 100 kilogram odun üretmesi gerekmektedir. Bu da, 38 kilogram karbon demektir. Eğer oksijen ve karbonun göreli kütleleri hesaba katılacak olursa, ağaç başına her yıl 100 kilogram oksijenin havaya verildiği söylenebilir.

Yakılan ağaçlar, yok olan tüm canlı türleri, verimsiz topraklar, geleceğimizden çaldığımız kilolarca oksijen… Bu durumda kül olan hangimiz? Ormanlar mı yoksa insanlık mı?

detaylı bilgi için lütfen bizi arayın.